AH İSTANBUL

Ah İstanbul, İstanbul olalı..Hiç görmedi böyle keder..Geberiyorum aşkından..Kalmadı bende gururdan eser…… Hakikaten ne gurur,ne onur kalmadı..  İstanbul, İstanbul olalı böyle zulüm görmedi arkadaş…. Bu ne hazımsızlık , bu ne seviyesizlik , bu ne riayet’sizce davranışlar anlaşılır gibi değil,böyle giderse dört yıl sonraki seçimle birleştirecekler, bir türlü sayılamadı şu oylar….Neymiş efendim..usulsüzlük varmış, sahtecilik varmış, fazla kullanılan oylar varmış, sisteme yanlış girilmiş, sistematik bir sahtecilik varmış,  bunları söyleyen kim..?  İçişleri bakanı, aynı bakan seçim öncesi her şeyin kontrol altında olduğunu gerekli tüm tedbirlerin alındığını söylemedi mi..?  Söyledi.. Şimdi ne oldu..?  Ak parti genel başkan yardımcısı Ali İhsan Yavuz bey seçimden on gün önce  yandaş bir televizyon kanalında,  yüksek seçim kurumunun seçim güvenliğini sağlaması adına Türkiye’nin en güvenilir kurumları arasında yer aldığını söylemedi mi..?  Söyledi.. Bu sistem dahilinde ak partinin gönlü çok rahat demedi mi..?  Dedi…  Bu sistem dahilinde gelen verilerin sisteme girilerek tüm partilerin aynı anda verileri gördüğünü söylemedi’mi…  Söyledi….  Şimdi ne oldu..?? Kaybedildi…   Korku dağları yakına geldi, bu sefer İstanbul kazandı, İstanbullu canan hocayı dinledi beyaz ekmeyi beslenmesinden çıkardı akıllandı, akıllı olmak bazı kesim için kötü bir durum ama yapacak bir şey yok… Allah kimsenin başına vermesin.

İnsanlar umutlarına göre söz verir,  korkularına göre hareket eder ..

09.NİSAN.2019     İSTANBUL

Genel kategorisine gönderildi | AH İSTANBUL için yorumlar kapalı

HAYATTAN DERSLER

Gün içerisinde başımıza gelenlere ve yaşadıklarımıza hayat diyoruz ya’da aldığımız ilk nefesle ,verdiğimiz son nefes arasında geçen zamana hayat diyoruz, esasında çok’da uzun bir süre değil, iyi değerlendirmek lazım. Bahsettiğimiz ortalama bir insan ömrü yaklaşık.. 680.000 saat ..))   Bunun’da yarısı uykuda,  yolda , ya’da lüzumsuz insanlarla geçiyor..Kaldı..340.000 saat / yaklaşık..)) Bu yazıyı okuduğun’da elli yaşını geçtiysen, her saniyeni değerlendirmen gerekir.. kaldı 240.000 saat..)) Yani zaman su gibi akıp gidiyor, ona göre….  Bu zaman diliminin içerisine baktığımız’da neler var…?   yaşanmışlıklar , yaşanmamışlıklar, yaşanamamışlıklar, sevinçler, mutluluklar, hüzünler, korkular, kaygılar, öfkeler, endişeler, hastalıklar, kıskançlıklar, aşklar , hatalar, yanlışlıklar, doğrular, ayrılıklar, ölümler ve en önemlisi yaşadıklarımızdan edindiğimiz  tecrübeler ve aldığımız dersler var.. En azından kendi hayatımdan, kendi hatalarımdan çıkardığım dersleri ve tecrübeleri,  en güzel ve en doğru şekilde anlatan vecizeleri, yaşı tutan herkesle paylaşmak istedim, umarım herkes kendi bedenine göre bir şeyler bulur. Bana göre yok ‘tur demeyin, küçük beden’de var, büyük beden’de…))))

Yapılması gerekeni yapmayıp, yapılmaması gerekeni yaptık’dan sonra asla mucize beklemeyin… Şapkadan tavşan çıkmıyor.

İnsanların karakterleri aslında kaderleridir ve insanlara layık oldukları hayatı yaşatır…

Hayatta hep mutlu olmaya gayret et, çünkü kimse senin üzgün olmanı gerçekten umursamıyor.

Olmuyorsa zorlamayacak’sın. Menemen malzemesiyle karnıyarık yapamazsın.

Bu hayatta kimseye kendini anlatmak ve ispatlamak zorunda değilsin, rahat ol.

Anlamayana çok’da ısrarcı olma , bırak herkes anladığı kadarıyla yaşasın hayatını.

Kimsenin peşinde koşma, kimseyi gözün’de büyütme, nehirde büyük görünen gemiler denizde küçücük kalırlar.

Kendi hayatını başkalarının yazmasına müsaade etme, başkalarının yazdığı hayatlara alet olma.

Kimin seni nereye koyduğu önemli değil, senin nerede nasıl durduğun önemli.

İlk baş’da herkes iyidir, insanların ilk söylediklerine bakma son yaptıklarına bak.

Her şeyin üstüne basmayacaksın bu hayatta , bazen üstünden atlamasını’da bileceksin, unutma’ki mayınlar’da sessizdir ta’ki üstüne basıncaya kadar.

Yalanlar insanı incitir, ama zamanın’da söylenmeyen,saklanan, doğrular’da yalan’dan farksızdır.

Başkalarının hatalarından’da ders almaya çalışın, çünkü kimsenin ömrü bütün hataları işleyecek kadar uzun değil.

Size inanmayan, size güvenmeyen, tereddüt’leri olan insanların hayatında bekleme yapmayın.

Her zaman her yere yetişemezsin, o yüzden geç kalmasını’da, vazgeçmesini’de, gerektiğin’de özür dilemesini’de bileceksin.

Doğru insanla, yanlış insanı ayırt edemeyenler iki durak öteye gidemezler.

Filmin yarısında çıkarsan, sonunu hep başkalarından öğrenirsin.

Herkes aynı anda geceyi yaşar, ama herkesin karanlığı farklıdır.

Hayata sadece kendi pencerenden bakarsan sadece kendini görürsün, bir çok gerçeği göremediğin gibi, hayatı’da kaçırırsın.

İyi, dürüst ve güvenilir bir insanı anlayabilmek, zeka ve tecrübe gerektirir.

Herkesi yarınlara götürmeye kalkma, hem yorulursun, hem de bazıları dünde kalmalı.

Müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli zanneder. Bırak öyle zannetsinler, bence  biraz’da deli olmak lazım bu hayatta.

Bazen istediğini elde edememek büyük bir şanstır… Önce üzülür, Zamanla anlarsın..

Umudunu hiç bir zaman yitirme, bazen küçük balonlar büyük yükler taşır.

Kendini fazla yorma bu hayatta… Bütün merdivenleri çıkmak zorunda değilsin.

Dünün güneşi ile bu günün çamaşırını kurutmaya çalışma…olmaz, kurumaz hiç uğraşma.

Paranla mutluluk dağına bir yere kadar çıkabilirsin.Ondan sonra parandan inip yürümen gerekir.

Bir’de  İyi haber insanı her zaman mutlu etmez haberin olsun.

27.MART.2019    DATÇA / MESUDİYE

Genel kategorisine gönderildi | HAYATTAN DERSLER için yorumlar kapalı

PAMUK İPLİĞİ

İnsan hayatı pamuk ipliğine bağlıdır derler, çok doğru, gerçekten ne zaman ne olacağı belli olamıyor, sabah işe diye çıkıyorsun akşam eve gelemiyorsun, yada bir gün sonraya program yapıyorsun bir kalp krizi, bütün programlar iptal. İlişkilerde öyle, pamuk ipliğine bağlı, her şey gayet güzel giderken, bir bakıyorsun olmuyor, söylenen bir söz, yada bir davranış , bir yanlış anlama, ilişkiyi zedeleyebiliyor veya bitirebiliyor, halbuki bu kadar ucuz olmamalı.. İlişkide en önemli unsur, anlayabilmek ,ama doğru anlayabilmek, hemen güvenlik kalkanlarını çıkarıp savunmaya geçerek, anlamadan dinlemeden acele karar vermemek hissedebilmek, konuşabilmek,egolarını,gururunu geçici de olsa bir kenara bırakabilmek, olduğu gibi, değiştirme çabası içerisinde olmadan kabullenebilmektir. Asıl olan farklı düşüncelere sahipken, dostça kavga etmeden bir birimizi anlayarak ya da en azından anlamaya çalışarak bir arada yaşayabilmektir.. Bu tür davranışların dışındaki inatçı tutumlar, pire için yorgan yakan yaklaşımlar, ilişkilere çok ciddi zarar veriyor. Sonra bir bakıyorsun olmuyor, başka açıdan bakıyorsun gene olmuyor, ne kadar istesen’de, sevsen’de, hep bir şeyler eksik kalıyor, eskisi gibi olmuyor, ama o kadar güzel olmuyor’ki ancak bu kadar güzel olmayabilirdi diyorsun. Üzülüyorsun..

Herkes anladığı kadarıyla hayatını yaşar ..

19.ŞUBAT.2019    İSTANBUL

Genel kategorisine gönderildi | PAMUK İPLİĞİ için yorumlar kapalı

KARAR VERMEK LAZIM

Karar ; sonuca bağlanması gerekli bir olayda düşünerek, tartışarak, araştırarak verilen kesin hüküm veya yargıdır.Yada yapmak istediğini ortaya koyan son bildiri olarak’da tanımlanabilir .Karar vermek insan hayatın’da çok önemlidir, aslında ömrümüz karar vermekle geçiyor, her vereceğimiz karar hayatımızın akışını ciddi olarak etkilemektedir örneğin sabah kalktığında işe giderken ne giyeceğine karar vermek zorundasın al sana dakika bir, gol bir, sonrası hangi parfüm, hangi ruj, hangi küpe, hangi kravat derken böyle sürüp gider sonra ne yiyeceğine karar vermek zorundasın bu gün ne yemek yapsam acaba..dışarıda yesen, menü gelir bir türlü seçemezsin ne yesem,ne yesem..! sonuç’da hep bir karar aşamasındayız’dır. Sonra sosyal hayatta hangi film, hangi bar, hangi restoran, hangi kulüp derken ne içeceğine dair bir kara vermek zorundasın, bir duble rakı daha içersen belki bozulacak’sın,belki’de soda limon içersen bozulmayacak’sın, ama senin kararın yapacak bir şey yok, sonuçta hep bir karar mekanizmasının içindeyiz. Bunlar hem bireysel hem’de minör kararlar birde majör kararlar var,ikinci ve üçüncü şahısları’da etkileyen örneğin evlilik kararı almak gibi,ayrılık kararı almak gibi, meslek seçimi gibi, paranı altına veya vadeli hesaba yatırma gibi, hisse senedi alma gibi,yada eşinin, ya annen ya ben demesi gibi,öfkeyle,kızgınlıkla bir anda düşünmeden alınan kararlar gibi, yani kendi hayatımız kendi aldığımız kararlar üzerinde durmaktadır. Yanlışıyla doğrusuyla ödenecek bir bedel varsa  kimseye bok atmayalım, bu bedeli aslanlar gibi kendimiz ödeyelim. Yanlış kararlar verip  kötü bedeller ödemek istemiyorsak , biraz araştıralım, okuyalım, danışalım,düşünelim, sinirliyken ve çok acele karar vermeyelim, duygularımıza güvenelim, ayrıntılara boğulmayalım, bence en önemlisi vicdanımızın sesine göre karar verelim, böyle yaparsak insanlığımızı koruruz, aklımıza göre karar verirsek çıkarlarımızı koruruz. Yanlış kararlar alınca’da kader utansın diye, suçu hep kaderin üzerine atmayalım  , birazda biz ders çıkaralım, gerektiğinde özür dilemeyi’de bilelim, aklımızı kullanalım, hele,hele kararsız hiç olmayalım..

 

04.ŞUBAT.2019   BODRUM

Genel kategorisine gönderildi | KARAR VERMEK LAZIM için yorumlar kapalı

NEREYE GİDİYORUZ

Sevdiğimiz insanların burcunu, doğum gününü, sevdiği rengi, parfümünü biliyoruz, ama korkularını , pişmanlıklarını, hayallerini, hayal kırıklıklarını,acılarını, yaşanmışlıklarını,hissettiklerini biliyor’muyuz..? koca bir hayır..!  Bilmiyoruz, çünkü samimi değiliz ( ben samimiyimdir ) yüzeysel seviyoruz, günlük seviyoruz, anlamıyoruz anlamaya da çalışmıyoruz çünkü dinlemiyoruz,( ben iyi bir dinleyiciyim’dir ) konuşmak,anlatmak nedense daha cazip geliyor en iyi yaptığımız iş konuşmak.( ben az konuşur çok dinlerim ) Halbuki biraz dinlemeyi öğrensek,anlamaya çalışsak bir çok şey daha güzel olacak… Maalesef günümüz ilişkileri ne acıdı’ ki bu hale geldi. Bu hale gelen ilişkilerde taksim tünel hattındaki tramvay gibi, (1.850 m ) binmen’le inmen bir oluyor.Çok çabuk bitiyor, uzun süreli arkadaşlıklar,dostluklar artık kalmamış. Herkes çok biliyor ,ben anladım anlayacağımı, ne anladıysa….??, herkes doktor,herkes avukat, herkes artist,herkes oyuncu,herkes psikolog,herkes hoca, herkes profesör, aslında gemi çok’dan batmış, herkes yalancı, herkes sahte , zarlar’da hileli…. Ne gariptir’ki kazanmak’da artık insanlara yetmiyor başkalarının kaybettiğini de görmek istiyorlar…Hal böyle iken nereye gidiyoruz..?   Cehennemin dibine….

 

01.ŞUBAT.2019   BODRUM

Genel kategorisine gönderildi | NEREYE GİDİYORUZ için yorumlar kapalı

GÜLE GÜLE AZİZ BAŞKAN

Adam gibi adam… Bence Türk futbolu yeni bir soluk alacak, herkes için, her şey daha güzel olacak. Galatasaraylı biri olarak, Sn Ali Koçu canı gönülden tebrik ediyorum. Fenerbahçe ye ve Türk futboluna hayırlı olsun diyorum. Adam gibi adam diyorum, çünkü genel kurul da konuşmaları dinledim Sn Yıldırım, Ali Koça öyle sözler söyle diki inanın şaşırdım, gerçi  Sn koç da çok şaşırdı, hiç beklemiyordu ama, gene de terbiyesini bozmadan çok güzel bir üslup la kendine atılan iftiraları cevapladı, daha sonra muhabirin aziz beye kırgın mısınız, kızgın mısınız sorusuna hayır o benim başkanım cevabını verdi ya, adam gibi adam olduğunu bir kez daha kanıtladı ve kazandı, hem de ezici bir üstünlükle. Ben her zaman Sn Yıldırım ve saz arkadaşlarının söylemleriyle ve de yaptıklarıyla futbol  terörüne öncülük ettiğini düşünenlerdenim.Tabi ki yaptıkları da inkar edilemez ama, insan gelmesini bildiği kadar gitmesini de bilecek. Gitmesini bilmiyorsan bu bedeli de ödeyeceksin. Keşke kaybedince çekip gitmeseydi,  Sn Koçu tebrik etseydi, bence Fenerbahçe adına çok daha güzel bir tablo olurdu, ancak kapasite meselesi, hazım meselesi, vizyon  meselesi, kimse kusura bakmasın ama biraz da kalite meselesi. Sonuç olarak ben Fenerbahçe ye ve  yeni başkana başarılar diliyorum, umarım bizim uzun zamandır  yenemediğimiz Fenerbahçe yi   Avrupada da kimse yenemez..Ayrıca bu bir milat olur politikaya da sıçrar. Uzun süren iktidarların da bir gün yenileriyle yer değiştirebileceği  gerçeğini herkes görür…İyiler bir gün mutlaka kazanacaktır ve de kazanmaya başladı..

04.HAZİRAN.2018    İSTANBUL

Genel kategorisine gönderildi | GÜLE GÜLE AZİZ BAŞKAN için yorumlar kapalı

BEYİN

Ortalama ağırlığı 1,4 kg olan ve insanı diğer türlerden farklı yapan insan beyni, kelimenin tam anlamıyla gizemli bir organ. İnsan beyni çok gelişmiş bir telefon santrali ya da bilgisayara benzetiliyor. Bunun da ötesinde, en gelişmiş bilgisayardan çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğu ve daha hızlı çalıştığı düşünülüyor. Diğer organlardan çok farklı bir yapıya sahip olan insan beyninin çalışmasına ilişkin bilgiler halen yetersiz. Beynin nasıl çalıştığı, duyguların nasıl oluştuğu, hafıza ve öğrenmenin mekanizmaları tam olarak bilinmiyor. Beyin vücuttaki tüm organları kontrol etmekle kalmayıp duygularımızı, düşüncelerimizi ve hayallerimizi yönlendiriyor. Kısacası insanı insan yapıyor. Beynin önemi eski çağlarda bilinmiyordu.  1800’lü yıllarda beyin ve sinir hücrelerinin yapısı daha iyi anlaşıldı. Beyinden çıkan sinir hücrelerinin omuriliğe, oradan da organlara gittiği gösterildi. James Parkinson’un 1817 yılında “Parkinson hastalığı”nı tanımlamasıyla beynin çalışma mekanizmaları üzerindeki araştırmalar hız kazandı. Bunu izleyen yıllarda beyindeki çeşitli merkezlerin işlevleri daha iyi anlaşılmaya başlandı. Örneğin beyindeki konuşma merkezi, kasları yöneten hareket merkezi bulundu. Bulundu ama halen çok anlaşılmaz yönleri olduğu ve herkes’de aynı oranda çalışmadığı saptandı özellikle 36*- 42* kuzey paralelleri 26*- 45 doğu meridiyenleri arasında yer alan, yaklaşık 783.562km2 olan kara parçasının %5?’ rinde….

28.NİSAN.2018    BODRUM

Genel kategorisine gönderildi | BEYİN için yorumlar kapalı

ANKARA ŞEHİR TİYATROSU

Ben inanmıyorum arkadaş…. akp holding bünyesindeki, mhp adi komandit şti’nin yönetim kuru başkanı ve genel müdürü, sn bahçelinin çıkışına inanmıyorum ve hatta çok komik buluyorum, önceden çalışılmış… 24.haziran tarihi bile önceden belli, provası yapılmış, çok güzel bir tiyatro olduğunu düşünüyorum. Bu tür kurumların sanata yönelmeleri, senaryolar üretmeleri, yazdıkları senaryoları sahnelemeleri esasında takdire şayan bir davranış. Bu ülkenin sanata ve sanatçıya da ihtiyacı var…. 09.ocak.2018 tarihli Tiyatro başlıklı yazımda da belirttiğim gibi sayın bahçelinin sergilemiş olduğu oyunlar da göstermiş olduğu başarılardan dolayı kavuğu hak ediyor diye düşünüyorum.. Ama herkes oyuncu olursa da politikayla kim uğraşacak..? Bu ülkeyi kim yönetecek bilemiyorum, bir çok politikacı oyunculuğu  seçmiş, özellikle de tiyatroyu… Hal böyle olunca memleketi yönetecek kimse kalmamış… Dolar, Euro başını almış gidiyor,TL başını alıp gidemiyor , kin, öfke, şiddet yüklü insanlarımız sayesinde maçlar iptal ediliyor,her gün cinayetler işleniyor, işsizlik, enflasyon çift haneli rakamlarda geziyor,ve biz halen yeşil alanları yok edip binalar yapıyoruz, ithalatımız, ihracatımızın neredeyse iki katı, samanı bile ithal ediyoruz,her gün cari açığımız büyüyor, her gün bir kadın cinayeti, hukuk ve adalet TL gibi her gün değer kaybediyor, imam hatip okulları mecburi hale getiriliyor, kitaplardan ATATÜRK çıkartılıyor, düşünen insanlar yerine inanan insanlar yetiştiriliyor..vs vs vs…Daha söylenecek çok şeyler var da benim vaktim yok…Umarım 24.Haziran.2018 tarihin de bu ülkeyi gerçekten seven,gerçekten düşünen,kendi menfaatlerini düşünmeden,halkın menfaatlerini,eşitliği,adaleti ve güveni yeniden tesis edecek yurt severler çıkar…

 

20.NİSAN.2018    BODRUM

Genel kategorisine gönderildi | ANKARA ŞEHİR TİYATROSU için yorumlar kapalı

GÜVEN

Güven, toplumları ve kişileri birbirine bağlayan korku, çekinme, ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusudur.Bu duygu insana, rahat ,kolay, ve zevkli bir hayat sunar.Bu duygudan mahrum insanlar ve toplumlar, hep endişeli,hep korku içerisinde yaşamlarını sürdürürler, ve hatta kaygının getirdiği kişilik bozukluğu da görülebilir. Aynı ülkemiz de olduğu gibi… Bir ülkede güven yoksa o ülkede hiç bir iş başarılı olamaz, ne hukuk, ne adalet görevini yapamaz, hep tedirgindir,hep acaba der…o acabanın anlamı da bu ülkede bellidir… Ekonomi bile düzgün işlemez, dünyada güven endeksi diye bir kavram var, bir ülkeye güven duyulmuyorsa, o ülkeye yatırım bile yapılamaz,yapılamadığı gibi mevcut kazanımlar’da teker,teker satılır,geminin yürümesi için para lazımdır..yatırım yoksa, işsizlik var demektir,işsizlik de atıl durumdaki ekonomiye kazandırılamamış güç demektir.Yani güven esas dır..Bir de ülkemizde, kişilerin, kişilere güven durumu var ki bu konuya girmesek daha iyi olur,çünkü, bu konuda güven endeksi yerlerde sürünüyor… Dolayısıyla güven duygusunun ne kadar önemli olduğunu bilmek de fayda var…Bireysel olarak, güvendiğimiz hava yoluyla uçabiliyoruz, güvendiğimiz markaları alabiliyoruz, güvendiğimiz otomobilleri alıp binebiliyoruz, ancak iş bireysellik den çıkıp, toplumsal olunca maalesef güvenemediğimiz atlara binmek zorunda kalıyoruz…bu da beni üzüyor ama, yapacak bir şey yok…Demokrasinin cilvesi…..

 

27.MART.2018              İSTANBUL

 

Genel kategorisine gönderildi | GÜVEN için yorumlar kapalı

TİYATRO

Tiyatro kısaca bir olayın,bir tasarının ya da bir eserin, sahnede oyuncular tarafından canlandırılmasıdır.Bu canlandırmalar, gerçek olaylar olabilir,  yaşanmış veya yaşanmamış olabilir, yaşanması muhtemel beklentiler olabilir, insanların hayali olabilir, kısaca her şey olabilir.Bunları canlandıranlara da dediğimiz gibi oyuncu denir, Bunların iyileri vardır, kötüleri vardır, yani iyi oynayan, yada kötü oynayan.. Dünyaya bir baktığımızda o kadar çok oyuncu var ki, sanki dünya bir tiyatro sahnesi, herkes de oynuyor.Ama biz çok şanslıyız ki bizim coğrafya da çok yetenekli oyuncular var. Sayın Bozdağ Amerika da bir tiyatro oynanıyor dedi.. çok güldüm, ne değişik, ne komik bir coğrafya da yaşıyoruz yaa.. Asıl tiyatro kendi coğrafyamızda oynanıyor kimse farkın da değil, burnunun dibini göremeyen çook uzakları nasıl görebiliyor anlamak mümkün değil, aslında bu da usta bir oyunculuk  örneği, İranlı şarlatanı siz önce göklere çıkarın sonra yargılayın, suçsuz bulun, iadeyi itibar yapın,  bu olaylardan sonra mallarına tekrar el koyun, yanıldık deyin (sonra bu ülkede adalet var deyin) daha sonra da Amerika da tiyatro oynanıyor deyin, gerçek den oyunun bu kısmı çok komik.. asıl tiyatroyu siz oynuyorsunuz.. bizde seyrediyoruz, esasında çok güzel oynuyorsunuz, ağlanacak halimize gülmemizi sağlıyorsunuz, iki ruh halini aynı anda yaşıyoruz, bunu sağlamak az buz bir iş değil, eski Tepebaşında ki dram ve komedi tiyatrosunu aynı anda izler gibi.. sizi kutluyorum, ayrıca sayın bahçeliyi de kutluyorum rolünü çok iyi çalışmış, oyuna ne zaman, nerede gireceğini çok iyi biliyor, o da çok usta bir oyuncu, son hareketiyle , kel Hasan efendi ,İsmail Hakkı Dümbüllü, Münir Özkul, Ferhan Şensoy dan beri süre gelen ve en son Rasim Öztekin den bulunan kavuk’u hak ediyor..

 

09.OCAK.2018       BODRUM

 

Genel kategorisine gönderildi | TİYATRO için yorumlar kapalı